UNBELIEVABLE: Hakan fidandan abd iran masasi aciklamasi abd ve iran ateskes konusunda samimi 15095222 | History Defined
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Amerika Birleşik Devletleri ve İran arasında İslamabad'da yürütülen müzakerelere ilişkin gün boyu taraflarla iletişim halinde olduklarını bildirdi. Fidan, her iki ülkenin de ateşkes konusunda samimi olduğunu ifade etti.
Katıldığı bir televizyon programında bölgesel ve küresel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Amerika Birleşik Devletleri ve İran arasındaki ateşkes görüşmelerinin seyri, nükleer müzakerelerin mevcut durumu ve Hürmüz Boğazı'nda yaşanan krizin lojistik etkilerine dair detaylı bilgiler paylaştı.
TARAFLARIN ATEŞKES YAKLAŞIMI
Bakan Fidan, müzakere masasında ateşkesin sağlanmasına yönelik yürütülen çabalara dair sahadaki tespitlerini aktardı. Diplomatik görüşmelerdeki atmosfere değinen Fidan, sürece ilişkin yaklaşımını, "Benim gördüğüm şu anda her iki taraf da ateşkes konusunda samimi, ihtiyacın farkında" dedi.
Görüşmelerin bir diğer önemli başlığı olan nükleer programla ilgili boyuta da değinen Fidan, Amerika Birleşik Devletleri Başkan Yardımcısı JD Vance'in konuya ilişkin açıklamalarına dikkat çekti. Fidan, JD Vance'in beyanlarının, ABD tarafının masaya yeni bir teklif sunduğunu gösterdiğini belirterek, nükleer konuda genel itibarıyla bir tıkanma yaşandığına işaret ettiğini aktardı.
Fidan, müzakere sürecinde tarafların mevcut durumu ve teklifleri değerlendirmek üzere kendi başkentlerine döndüğünü aktardı. Süreçte İsrail faktörüne ve görüşmelerin teknik takvimine değinen Fidan, "İsrail'in buradaki oyun bozanlığını hep hesapta tutmak gerekiyor. Biz bunu Amerikalılara da diğer taraflara da sürekli söylüyoruz. Ama an itibarıyla Amerikalılar da İranlılar da kendi evlerine gittiler. İranlılar özellikle Amerikalıların yaptığı teklifi değerlendirecekler. Bir cevap verecekler diye düşünüyorum. Müzakere edilen konu başlıklarına baktığınız zaman bunların 15 gün içerisinde nihai bir imzalanacak belgeye bağlanması teknik olarak da mümkün olmayabilirdi. Tarafların iyi gittiği takdirde 45 veya 60 gün müzakerelerin devam edebilmesi için ilave bir ateşkesin gündeme gelebilir" dedi.
NÜKLEER MÜZAKERELERDE 'YA HEP YA HİÇ' RİSKİ
Görüşmelerin nükleer boyutundaki zorluklara da odaklanan Fidan, uranyum zenginleştirme konusunun yaratabileceği tıkanıklıklara dikkat çekti. Sorunun aşılması için uluslararası alanda devreye gireceklerini belirten Fidan, "Nükleer konuda olay 'ya hep ya hiç'e dönerse, özellikle zenginleştirmeyle ilgili konuda, orada bir ciddi engelle karşılaşabiliriz diye düşünüyorum. Bunu da bazı arabulucuların ve diğer ülkelerin desteğiyle aşmaya çalışacağız" dedi.
Dışişleri Bakanı, Hürmüz Boğazı'ndaki durumun mevcut savaşın bölgesel sınırları aşıp küresel bir boyuta ulaştığının kanıtı olduğunu vurguladı. Uluslararası ticaret ve serbest geçiş beklentilerine işaret eden Fidan, açıklamalarını şöyle sürdürdü:"Şimdi Hürmüz Boğazı aslında savaşın bölgesel bir savaş olmadığını, küresel etkileri olan bir savaş olduğunu da gösteren en önemli örnek. Çok büyük bir lojistik zincirinin, üretim ve sanayi altyapısının aslında inkıtaya uğramasıyla karşı karşıyayız burada. Dünya piyasalarının bunu bu kadar yakından hissettiği bir yerde, global bir ilginin, global bir çözüm arayışının olması normal. Şimdi Hürmüz Boğazı bundan sonra nasıl işletilecek diye bir soru var. Bütün bölge ülkeleri ve dünyanın istediği Hürmüz Boğazı, uluslararası geçişleri tamamıyla serbest olan yani hiçbir ülkenin burada herhangi bir para ödeme durumunda kalmadan geçmesi ve geçişinde engellenmemesi gerekiyor. Genel kabul bu, yani savaştan önce olduğu gibi. Benim gördüğüm yani serbest geçişle ilgili bir sıkıntı olmaz. Yani orada da gerekli şartlar sağlandıktan sonra burada bir sıkıntı olmaz"
Türkiye'nin Hürmüz Boğazı'ndaki krizin çözümüne yönelik her türlü katkıyı sağladığını ifade eden Fidan, sorunun Türkiye ekonomisi üzerindeki dolaylı maliyetlerine ve bölgeye yönelik uluslararası bir askeri güç seçeneğinin barındırdığı zorluklara değindi. Fidan, sürece ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:"Bunun aşılması için herkesin elinden geleni yapması lazım. Biz Türkiye olarak enerji güvenliğimiz, enerji arzı açısından Hürmüz Boğazı'na çok fazla bağlı değiliz. Fakat biz fiyatlar üzerine olan etkisinden dolayı, dolaylı etkisini hissediyoruz. Çünkü bizim aldığımız enerjinin bize gelmesinde problem yok ama fiyatında bu sefer problem oluyor. Bu da ekonomiye uzun vadede yük bindirir. Bu konuda bizim durduğumuz yer barış yoluyla buranın açılması, tarafların bu konuda müzakerelerini tamamlaması. Çünkü her taraf bunun farkında. Bunun devam ettirilemeyeceğini görüyorlar. Uluslararası bir silahlı barış gücüyle buraya müdahil olmanın şu anda çok fazla zorlukları var. Özellikle savaş devam ederken, bu nereye kadar daraltılacak, nereye kadar genişletilecek? Onun için birçok ülkenin buna gönüllü olmadığını görüyoruz. Ama bu tartışılan bir konu, bu devam ettirilemez"
İSRAİL GÜVENLİK DEĞİL, TOPRAK PEŞİNDE
İsrail'in Lübnan'daki eylemlerini bölgesel yayılmacılık stratejisi çerçevesinde ele alan Fidan, bir milyondan fazla insanın yerinden edildiği insani krize işaret etti. Fidan, Lübnan hükümetinden beklenen adımların gerçekçi olmadığını belirterek "Lübnan'daki olaylara baktığınız zaman, aslında İsrail işgaline baktığınız zaman, bu İsrail'in bölgesel yayılmacılığının bir parçası olarak karşımıza çıkıyor. Burada çok tanıdık bir senaryo var. İsrail, Lübnan'da belli bir nüfusun yaşadığı yeri sürekli bomba altına alıyor. 1 milyondan fazla insan şu anda yerlerinden edilmiş durumda. İsrail güvenlik peşinde değil, daha fazla toprak peşinde. Bu yayılmacılığını da güvenlik ihtiyacı adı altında gizliyor. İsrail kendi yapmadığı bir şeyi Lübnan hükümetinden bekliyor. 'Hizbullah'ı silahsızlaştır.' Hizbullah, silahlı güç olarak Lübnan ordusundan neredeyse çok daha büyük bir güce sahip. Büyük de bir tabanı var. Lübnan hükümetinden bu beklenmez. Burada Şiilerin, Sünnilerin, Hristiyanların, hepsinin içinde bulunduğu topyekun bir ulusal çözümün aranması gerekiyor. Lübnanlıların Lübnan'a ait bir çözüm üretmesi gerekiyor" dedi.
SURİYE ÇATIŞMALARIN ORTASINDA EMİN BÖLGE OLARAK KALDI
Türkiye'nin bölgedeki insani yardım faaliyetlerine ve Suriye'nin mevcut güvenlik durumuna değinen Fidan, komşu ülkelerdeki yoğun çatışma ortamına rağmen Suriye'nin istikrarını koruyabildiğini ifade etti. Fidan, Körfez'de devam eden sürecin muhtemel etkilerine yönelik yürütülen istişareleri aktararak Suriye ile ilgili olarak şöyle konuştu:"Biz belli gruplara da insani yardım yaptık Türkiye olarak. Şimdi Suriye, bu süreç içerisinde çok şükür bir emin bölge olarak kaldı. Sağında solunda sürekli savaş var, bombalamalar var. Lübnan'da var, hemen komşu olduğu Irak bombalanıyor, hemen öbür tarafında İran bombalanıyor, her yere bomba düşüyor ama bu süreç içerisinde Suriye'ye hiçbir şey olmadı. Suriye sınırlarında bir takım güvenlik tedbirleri aldılar. Oradaki insanlara da ellerinden geldiğince sahip çıkıyorlar ama. Tabii Körfezde de devam eden bu savaşın muhtemel etkileri nasıl olur, ona yönelik istişarenin ihtiyacı vardı. Onu gerçekleştirdik. Sistemin kendisini çok güçlü bir zeminin üzerine oturtması lazım. Biz hep bunu tavsiye ediyoruz en başta. Bu önemli; halk desteği önemli. Daha sonra somut güvenlik sorunlarına gelince özellikle bu SDG'yle devam eden entegrasyon sürecindeki ortaya konan yol haritasının devam etmesi önemli"
TÜRKİYE HER TÜRLÜ SENARYOYA HAZIRLIKLI
Suriye'nin yürüttüğü mevcut diplomatik görüşmeleri de değerlendiren Fidan, ülkenin diplomatik temaslarda pozisyonunu savunabildiğini kaydetti. İsrail hükümetinin yaklaşımlarına karşı Türkiye'nin kendi güvenlik önlemlerini aldığını vurgulayan Fidan, şunları söyledi:"Suriye diplomatik olarak gerek Amerikalılarla gerek İsraillerle gerekli görüşmeleri yapmada, pozisyonlarını savunmada çok şükür hiçbir sıkıntıları yok. Ama dediğim gibi Netanyahu ve ekibinin bu noktadaki perspektifi ortada. Buna yönelik tedbirlerimizi biz alıyoruz, hamlelerimizi yapıyoruz. Bizim için hayati bir çıkar alanı, güvenlik alanı, burada her türlü senaryoya bizim hazırlıklı olmamız gerekiyor"
Fidan son olarak, Irak tarafından dört yıl önce teklif edilen ve Türkiye üzerinden bölgesel ticareti şekillendirmesi öngörülen Kalkınma Yolu Projesi'nin süreçlerini anlattı. Cumhurbaşkanının projeye ilk aşamada olumlu yaklaştığını ancak diğer bölge ülkelerinin tutumu sebebiyle sürecin yavaşladığını belirten Fidan, şu açıklamayı yaptı:"Proje, Körfez'den Faw Limanı'nın olduğu yerden Türkiye'ye direkt demir yolu hattı, doğal gaz ve petrol boru hattı ve fiber hatlarının olacağı bir altyapıyı içermekte. Irak ilk defa bölgede pozitif bir gündemle, projeyle gündeme geldi. Bu gerçekten aslında bölgeye de örnek gösterecek bir proje. Cumhurbaşkanımız konuya olumlu yaklaştı. Biz de bunun için çok çalıştık. Bölge ülkeleriyle bir araya geldik. Bölge ülkeleri daha sonra bu konuyu ilerletmede biraz frene bastılar. Geçen gün hatırlattım onlara, bu dört yılı kaybettik. Bundan sonra bölgede yeni projelerin hayata geçeceğini düşünüyorum"
Esenyurt'ta silahlı saldırı: Kız meselesi kavgası kanlı bittiYurt
Çamaşır makinesi bir anda alev aldı! Apartmanda korku dolu anlarYurt