Murat İnce

YOU WONT BELIEVE: Murat ince | Mind Blowing Facts

Köşe Yazısı

Komisyon raporu ve PKK/KCK’nin yıkıcı yanıtı

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun Rapor Taslağı yayınlamasının ertesinde her kesimden açıklamalar gelmeye devam ediyor. PKK dışında ki Kürtçüler hep bir ağızdan Abdullah Öcalan'ı hedef tahtasına oturtarak Raporun Kürt sorununu yok saydığını gerekçelerinin başına oturttular. PKK’den ayrılan kadrolarda boş durmuyor eski defterleri karıştırarak Apo karşıtlığını kışkırtıyorlar. Abdullah Öcalan ile PKK/KCK’nin karşı karşıya gelmesi için çabalıyorlar.

Abdullah Öcalan ile PKK ve kolları arasındaki ilişkiler Rapor sonrası daha da tartışmalı hal alacaktır. Şu an PKK’de en zor durumda olan Abdullah Öcalan’dır! Önümüzdeki dönem Apo’ya yönelik dolaylı ya da dolaysız eleştirilerin artacağını söyleyebiliriz. Apo’nun geri adım atıp atmayacağını da önümüzdeki günlerde daha net göreceğiz. PKK’de önderlik sorunu rekabetlerle devam ediyor. Apo’nun yerini dolduracak lider yok. O nedenle örgütün Apo’yu tümden yok sayacak bir tavra girmesi zor.

Rapor; PKK içindeki çelişmeleri derinleştirmek, saflaşmaları hızlandırmak yerine, sürecin tıkanmasını isteyenlerin ekmeğine yağ sürmüştür. Silah bırakanları cesaretlendirmek yerine silahlı mücadelenin devamından yana olanların elini güçlendirmiş, süreçten yana olanların ön almasını frenlemiştir. Silah bırakmada tereddüdü olanları karşı safa itmiştir. Rapor, sürecin daha da yavaşlamasına yarıyor ve meselenin çözümünü geciktiren rol oynuyor.

Yazının Devamı

Barzanistancılar ile Rojavacılar Münih'te

Murat İnce

Almanya’da üç gün süren 62. Münih Güvenlik Konferansı Pazar günü sona erdi. Atlantik Cephesinin çok parçalı hale geldiğinin en iyi göstergesi olması bakımından da Münih Güvenlik Konferansı önemliydi. Yeni cepheleşmelerin olasılık olmaktan çıktığı süreç olarak da görülebilir.

Konferans Barzanistan (Irak Kürt Bölgesel Yönetimi-KDP) ve Rojavaistan (SDG/PYD) temsilcilerinin resmi olarak davet edilmeleri neticesinde onların gösteri alanına dönüştürüldü! Adeta yeni bir kukla oluşumun sahnelendiği görüşmeler ve açıklamalar zinciri ile karşılaşıldı.

Yazının Devamı

Solumsu ezberciler devrimci çözüm üretmez

Murat İnce

Türkiye'de solun en önemli hatalarından biri de ezberlerle yetinmesidir. Olayların seyri sonucunda oluşan tecrübeleri kalıpların arasına sıkıştırarak siyaset üretmeye çalışmaları yanlış üzerine yanlış yapmalarına sebep oluyor. Onlar için “somut durumun somut tahlili” ve “gerçeği olgularda aramak ”gibi tespitler kelimelerden ibarettir ve yazı ile söylemlerde dile getirilip tekrar edilmesi yeterlidir!

Bilimsel Sosyalistler diyalektik ve tarihsel materyalizmi kılavuz alarak hareketin yasalarını inceler. Olumlu yönde değişimin zerresini gördüğünde o olumluluğu güçlendirmek, cesaretlendirmek için çaba harcar. Değişimi dar çerçevede görenler küçük-orta ve büyük değişimlere burun kıvırır, görmezden gelir. Maddeyi anlamak ve şeylerin içindeki çelişkileri analiz etmek bu kesimler için laftan ibarettir!

Yazının Devamı

Abdullah Öcalan neden hedefte?

Son günlerde Kürtçü çevrelerde Abdullah Öcalan'a yönelik saldırılarda artış gözleniyor. PKK’ler (PKK ve tüm yan kolları) dışındaki bölücülerin, eski PKK’lilerin ve bazı solumsu oluşumların Öcalan'a yönelik kullandıkları sözler eleştiri sınırlarını aşıyor. Ayrıca DEM’in izlediği siyasetler ile medyasında ki yayınlarda Apo karşıtlığına malzeme sağlıyor.

Barzanistan’ı yöneten Barzanilerde Apo karşıtı sürecin önemli enstrümanları olarak karşımıza çıkıyor. Süreçte ön alma ve Abdullah Öcalan’ın etkisini en aza indirme yöntemi kullanılarak örgütteki çatlaklıkları derinleştirme taktiği uyguluyor. PKK ile PYD arasında var olan sorunların derinleşmesine yönelik hamleleri yoğunlaşıyor. Mesut Barzani ile Mazlum Abdi arasındaki sıkı ilişkilerin nereye varacağını şimdiden kestirmek zor gibi gözüküyor! Ancak bu ilişkiden PKK önderliğinin memnun kalması mümkün değildir. Önümüzdeki günlerde durumu daha net görebileceğiz. Ülkemizdeki Barzaniciler PKK’den boşalabilecek alanı doldurmaya hevesliler! PKK’ler arasındaki çelişmelerin derinleştirilmesine yönelik bir çizgi izlediklerini Xelat TV, Utopia TV, Xani TV, Hozer TV ve sosyal medyadaki yazılanlardan anlaşılıyor.

Aslında PKK Rojava’da Barzanilerin güçlenmesini istemediği gibi ona karşı ufakta olsa hamlelere başladı bile. Örneğin, Mustafa Karasu’nin yönettiği Basın Yayın komitesinde gazetecilik eğitimi almış ve PKK basınında görevlendirilmiş biri olan Demhat Tolhildan örgütün dağ kadrosu içinde de kalmış biri. Tolhildan şöyle söylüyor: “Bazıları Rojava’yı Barzaniler kurtarmış gibi gösteriyor bu asla doğru değil. Hatta ben buradan söyleyeyim Barzaniler Rojava'ya yapılan yardımları engelledi”. Benzeri açıklamalara son günlerde dolaylı ya da dolaysız olarak sıkça rastlıyoruz.

Yazının Devamı

AABK'nın Rojava aşkı

Murat İnce

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) PKK/SDG’nin süpürüldüğü Halep ve Rojava denilen bölücülüğün kalesini destekleyerek bir kez daha safını belirledi. “Rojava’yı Birlikte Yaşatalım; BIJİ ROJAVA” başlıklı metnin imzacılarından ve aktif katılımcılarından AABK’ya bağlı federasyon ve dernekler Avrupa’daki eylemlere aktif olarak katılmıştır. PKK/SDG için destek çağrılarının yapıldığı eylemlerde AABK ve benzerlerinin yer alması Alevilerimizin nerelere doğru sürüklenmek istendiğinin açık göstergesidir.

Yine AABK’ya bağlı Avrupa Alevi Gençler Birliği’nin (AAGB) açıklamasında şunlar öne çıkarılıyor; “Rojava, bugün tekrar saldırı altında. Bünyesinde Alevi’leri, Kürt’leri, Ermeni’leri, Süryani’leri, Arap Hristiyan’ları ve seküler Müslüman’ları barından bu laik, kadın özgürlükçü ve ekolojist yapı, barbarların tekrar hedefinde. Şu an Avrupa’nın tüm kentlerine yayılan eylemlere ve protestolara destek sunmak, organize etmek ve öncülük etmek hayati bir görevdir. “Meydanlarda buluşmak üzere. Bijî Berxwedana Rojava!”

Yazının Devamı

Suriye'de SDG/DSM'nin yenilgisinin nedenleri üzerine

Murat İnce

Amerikan emperyalizminin Irak'ı işgalinin ardından Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) denilen Barzanistan oluşturuldu. Suriye'nin işgali sonrası ise PKK’nin Suriye kolu PYD/YPG’ye “Rojava Kürdistan’ı” kurduruldu. İkisinin hamisi de ABD ve İsrail’di ve onların her türlü desteğiyle kukla devletçikler oluşturuldu. Ancak bu yapılanmalar ne Kuzey Irak’ta ve ne de Kuzey Doğu Suriye’de emperyalizme karşı ulusal kurtuluş savaşı vererek kurulmadılar. Peki, kimlere karşı? Tabi ki Türkiye, İran, Irak, Suriye gibi devletlere karşı konumlandırıldılar.

Gelinen aşamada Rojava denilen bölgede PKK/PYD’nin başını çektiği 2015’de kurulan Suriye Demokratik Güçlerinin (SDG) sözde cephe örgütü Halep bozgununun ardından yeni bir sürece girdi. SDG içinde yer alan 13 örgütün şu an büyük bölümü eylemlere katılmıyor ve bazıları uzaklaştı. Yenilgi ruhu ister istemez dağılmanın önünü açtı. Suriye ordusunun ilerleyişi PKK/PYD ve ona doğrudan bağlı örgütlerde telaş ve korkuya neden oldu.

Yazının Devamı

Devlet Bahçeli'nin DEM açılımı üzerine

Küçük Amerika İsrail’in bölgemizi kan gölüne çevirdiği bir dönemde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin TBMM’nin açılış gününde DEM partililerin ayağına giderek elini uzatması tartışmaları da beraberinde getirdi. Sayın Bahçeli neredeyse her Salı gerçekleşen Parti Grubu toplantısında PKK ve onun TBMM’de ki sözcüsü DEM’e demediğini bırakmadı! En ağır sözlerle yüklendiği PKK/DEM’e samimi havada yaklaşımı MHP ve Genel Başkanı Devlet Bahçeli açısından geri adım atmak anlamına gelir.

Tabi ki sistem partileri kaygan zemin üzerinde hareket eder ve en kritik dönemlerde yanlış tavır alarak hem ülkeye ve hem de halka büyük zarar verirler. Sistem/düzen partilerinin bazıları devrim ile karşı devrim arasında bocalar durur. Orta vadede MHP’de “tokalaşma vakası” rahatsızlığı açık tepkilere yol açabilir.

Tokalaşma merasiminin ardından PKK/KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanlarından Bese Hozat (Hülya Oran) 07 Ekim günü PKK’nin medyalarından MedyaHaber’e katılarak bu konuda görüşlerini açıkladı. Her zamanki gibi ibretlik bir konuşmaydı! Bese Hozat özetle şöyle dedi: “Bahçeli AKP adına iç barışı sağlamak ve kendi çıkarları için muhalefeti etkisizleştirmek istiyor. Barış mı istiyorlar, madem Erdoğan, Devlet Bahçeli'nin bir dediğini iki etmiyor; Devlet Bahçeli Erdoğan'ı da, Özgür Özel'i de yanına alsın, İmralı'ya gitsin. İmralı'ya gitsin, Önder Apo'yla otursun. Kürt sorununu görsün, müzakere etsin. Kürt sorununu çözsünler demokratik temelde. Yeni bir komplo kurmak istiyorlar. Zaten Erdoğan Türkiye’yi Bahçeli/MHP zihniyetiyle yönetiyor. Bunlar Kürtleri beklentiye sokmak, pasifleştirmek ve aktivitesini kırmak istiyorlar. DEM Parti içerisinde de, demokratik siyaset içerisinde de yapabilirse, başarabilirse bir parçalanma yaratma, buna teşne olan bazı kesimler varsa, kulak kabartan bazı kesimler varsa onların kafasını daha fazla bulandırma, Kürtlerle karşı karşıya getirmek isteniyor. Bunlar yeni bir oyun, yeni bir hile, yeni bir komplo örüyorlar. Bu soykırım politikalarını yürütmek için içeride muhalefeti tamamen etkisiz hale getirme, Kürtlerde kafa karışıklığı yaratma, çok gereksiz, yersiz çeşitli beklentileri varsa böyle kesimler koyma, Kürtleri mücadelesiz bırakma, pasifleştirme, mücadele, direniş iradesini kırma, beklentiye koyma, demokratik siyaseti beklentiye koyma, etkisini, aktivitesini kırma; yapabilirse içeride bir operasyon yapmak. AKP/MHP faşizmi devam ediyor ve bu süreçte CHP’yi de muhalefet gücü olmaktan çıkarmak istiyorlar. CHP’nin normalleşmesi AKP faşizmine desteğe dönüşmüştür. Bize göre normalleşme İmralı’dan başlar. Ayrıca HAMAS’ın 7 Ekim saldırısının ardında Türkiye var.” dedi.

Yazının Devamı

Bektaşilere ruhban sınıfı çuvalı hazırlanıyor

Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, Başkent Tiran’da Bektaşiler için egemen bir İslami mikro devlet kurulacağını açıkladı. Ancak ülkemizde Alevi/Bektaşi kuruluşlarının epey bir kısmında her nedense suskunluk hâkim. Hatta bazıları bekleyelim görelim, olumlu bir girişimde olabilir yönlü açıklamalarda bulundular. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) ise Berlin derin devletinin talimatları doğrultusunda İsrail’in mazlum Filistin halkına karşı uyguladığı soykırıma karşı düzenlenen eylemlerde yer almadı ve sessizliğini bozmadı. Şimdi de bir ABD/AB projesi olan “Bektaşi Vatikanı”na karşı o malum sessizliğini koruyor! Çünkü AABK ve onunla aynı kulvarda koşanlar bu projenin içindedir. Kamuoyunda “Bektaşi Vatikanı” olarak isimlendiren girişimin bir diğer boyutuna dikkatleri çekmek istiyoruz. Batılı oryantalistler İslam’da bulunmadığı halde ruhban sınıfı oluştuğunu uzun yıllardır yazıyorlar. İslam’da ruhban sınıfı oluşmuştur görüşünü Fransız oryantalistlerinden Olivier Roy kitaplarında ayrıntılı olarak Afganistan, İran ve Türkiye bağlamında işlemiştir. Türkiye’de de Olivier Roy’un görüşlerini baz alarak İslam’da ruhban sınıfı vardır fikrini savunanlar çıktı. Benzer şekilde ve daha tehlikeli olan “Bektaşi Vatikanı” ile amaçlanan ruhban sınıfını oluşturarak bir taşla beş kuş vurmaktır. Birincisi, Alevi/Bektaşileri iç parçalanmaya yönlendirmek. İkincisi, Alevi ile Bektaşilerin arasını bozarak ayrışmalarının yolunu açmak. Üçüncüsü, ruhban sınıfı yaratarak Bektaşileri Hristiyanlığa yaklaştırmak. Dördüncüsü, Balkan Bektaşileri ile Anadolu Bektaşilerinin arasına kama sokmak. Beşincisi, Bektaşileri Türkiye’ye karşı kullanmanın zeminini yaratmak. Kısacası, kökleri Anadolu’da olan Alevi/Bektaşilerin birliği ve dirliğine zarar verecek bir emperyalist planla karşı karşıyayız.

BEKTAŞİSTAN-ALEVİSTAN HAYALİ

Bektaşileri devşirmek, denetlemek ve kullanmak için üretilen “Bektaşiler için egemen mikro devlet “ projesi laikliği içselleştirmiş Alevi/Bektaşileri yeni ortaçağın karanlığına itiyor. Hoşgörünün, barışın, kardeşliğin, eline-beline-diline sahip olmanın timsali bir Alevi/Bektaşilik bitirilmek isteniyor. Bu iyi değil kötü bir yoldur ve tuzaklarla doludur. Batılı emperyalistlerin gözüyle İslam’a, Alevi/Bektaşiliğe bakanlar son tahlilde ülkelerine yabancılaşır ve hatta düşman olur. Ali’siz Alevilik, Alevilik dini, Bektaşilik dini, İslam dışı Alevi/Bektaşilik’in yolu Alevistancılığa, Bektaşistancılığa çıkar. Öngörülen sahte ve zorlama devlet olamayan devlet emperyalizmin böl ve yönet siyasasının aletidir ve Alevi/Bektaşilerin içine monte edilen Truva Atıdır. Emperyalizmin maşası Arnavutluk devletinin eliyle oluşturulacak ruhban sınıfının egemen olmayacağı, kukla olacağı tartışma götürmez.

Yazının Devamı

Sosyalist enternasyonel mi dediniz?

Adlarındaki sosyalist, işçi partisi etiketi kimseyi aldatmamalıdır. Dünya kapitalist emperyalist sistemin sol kanadını oluştururlar. Sağcı parti eskidi mi, yıprandı mı diğeri iktidarı ele alır ve o da zamanını doldurunca görevi bir iade eder.

Bu tür partilerin programlarında işçi sınıfı iktidarı, kapitalist üretim ilişkilerinin yerine toplumsal ilişkilerin geçirilmesi gibi son derece radikal maddeler ya bulunmaz ya da sulandırılmış şekilde süs gibi durur.

Sosyal demokrat partilerin piri sayılan Alman SPD’si (Sozialdemokratische Partei Deutschlands- Almanya Sosyal Demokrat Partisi) 1958 yılında toplanan kongresinde programından sınıf mücadelesi kavramını ve devrimciliği özendiren maddelerini kaldırmıştı. Alman emperyalist tekelci sermayesinin sol görünümlü sözcülüğünü üstlenerek dönüşümünü tamamlamıştır. Diğer ülkelerde ki partilerde süreç içinde aynı yolun yolcusu olmuştur.

Yazının Devamı

PKK'nın derinleşen çıkmazı ve fırsatlar

PKK medyası deyim yerindeyse darboğaz içinde çırpınıp duruyor. Sürekli aynı şeyleri tekrarlıyor. Yurt dışında yayınlanan Yeni Özgür Politika ve onun Türkiye ayağı Yeni yaşam Gazetesi ve görsel medyası örgütün eylemsizliğinin bilincinde olarak propagandaya yönelik sansasyonel ve masa başı haberleri gündemde tutuyor. Bu bile PKK ve yan kollarının ne halde olduğunu göstermeye yeter!

PKK 24 Temmuz 2015’den sonra tarihinin en sıkıntılı dönemini yaşıyor. Bölge ve Türkiye koşulları örgütü çıkmaza sürükledi. Kahraman Filistin halkının HAMAS önderliğinde 7 Ekim 2023 tarihinde başlattığı ve başarıyla süren mücadelesi İsrail’in manevra alanını daralttı. Derdine düşmüş İsrail eskisi gibi her alanda PKK ile yan kollarını besleyemiyor. Bu zayıflama örgütün harekete geçememesinde önemli bir olgudur. ABD’nin son dönemde Suriye işgal bölgesine yönelik PYD/YPG ile görüşme trafiğini sıklaştırmasının başlıca nedeni budur.

Irak Merkezi Hükümeti’nin PKK’yi “yasaklı örgüt” listesine alması ve Sincar başta olmak üzere işgal ettiği yerlerden çekilmesine yönelik girişimlerde bulunması örgütü sıkıştırmaktadır. Buna Türkiye’nin aralıksız teröre karşı Irak ve Suriye’nin kuzeyinde sürdürdüğü operasyonlarda örgütün ağır kayıplar vermesini de eklersek PKK ve yan kollarını daha kötü günlerin beklediğini söyleyebiliriz.

Yazının Devamı

Aydınlıkçı Bülent Atalay'ın ardından

Bülent Atalay arkadaşı 1977 yılında Halk Birlikleri Federasyonu’na (HBF) bağlı Stuttgart Halk Birliği Derneğinde tanıdım. TİKP’lilerin (Aydınlıkçılar) önderliğindeki dernek döneminde pek çok mücadelelerde sesini duyuran bir kuruluştu. Sağlam temeller üzerine inşa edildiği için, Amerikancı 12 Eylül 1980 darbesinin ardından 1985’ten itibaren Stuttgart’ta tekrar güçlü bir örgütlenme yaratıldı.

Derneğimizde öne çıkan isimlerden İsmet Coşkun, Nihat Tanay ile beraber Bülent ağabeyde seçkin kadrolar arasındaydı. O dönem herkes tüm aile bireyleriyle beraber parti ve dernek çalışmalarına katılırdı. Bu ise üyelerimizi teşvik ediyor, güven veriyordu. Eşlerin birlikte işçi olarak çalıştıkları halde parti çalışmalarını da hiç aksatmıyorlardı.

1980 öncesi Bülent abinin evine defalarca gittim. Eşi Yücel Atalay ve kendisi değer verir ve aydınlatıcı bilgiler vererek bizlerin bilinçlenmesini sağlardı. 1990’larda karşılaştığımızda kendisine “abi biz pek çok şeyi sizlerden öğrendik ve devam ediyoruz” deyince, duygulanmasını ve gözlerinin buğulanmasını unutamam.

Yazının Devamı

PKK bölgesel sorun olmaktan çıkarılmalı

 Bölge devletleri açısından birincil sorun ülke sınırlarının korunması, iç bütünlüğün sağlanması ve bunu bozan güçlerin bölgeden sökülüp atılmasıdır. “Devletler Bağımsızlık, Milletler Kurtuluş, Halklar Devrim İstiyor” sloganı bu bağlamda tarihsel bir öneme ve çözüme sahiptir. Özelliklede devletlerin bağımsızlık istemi bizim gibi ülkelerde şimdilik ilk sırada duruyor.

 Amerikan emperyalizminden kurtuluş ancak onunla işbirliği içinde olan güçlerin ezilmesiyle mümkün hale gelir. Bir ülke bölücülüğü esas amaç haline getirmiş örgütlere ve onların yan kollarına karşı mücadelede zaaf gösteriyorsa orada sorun bitmez. Bazı dönemler azalma gösterse de yeniden zuhur eder.

 PKK, dört ülkede faaliyetlerine devam ediyor. Gerçi 24 Temmuz 2015’ten sonra büyük güç kaybetti ama mevcut haliyle bile çözülmesi gereken önemli bir sorun olarak duruyor. Bunun sebebi ise bölge ülkelerinin aralarında yeterli birlikteliklerin oluşmaması, bölücü örgütlere karşı duruşlardaki farklılıklar, birbirlerine yeterince güvenmemeleri, yanlış siyasi tercihler gibi olgulardır. ABD/İsrail ise bu durumdan sonuna kadar yararlanmaya çalışıyor.

Yazının Devamı

PYD/YPG büyük çatışmalara hazırlanıyor

PKK’nin Suriye kolu PYD/YPG “yerel seçim” taktiğini kullanarak dikkatleri daha çok bu alana çekmeye çalıştı. Ağustos ayına ertelediği seçimlerin yapılmayacağını şimdiden rahatlıkla tespit edebiliriz. Zaten o dönemde PYD’nin Eş Başkanlığını yapan Salih Müslim ve diğer PKK’nin lider kadroları seçim noktasında çok net mesajlar vermek yerine kendileri açısından “tehlikelere” vurgu yaptılar. Seçim taktiği aynı zamanda İran-Irak-Suriye ve özelliklede Türkiye’nin nabzını ölçmek açısından da fırsat olarak değerlendirildi.

Seçim taktiği oyunu PYD/YPG ve onların başını çektiği Mazlum Abdi’nin yönettiği Demokratik Suriye Güçleri (DSG) ve İlham Ahmed’in başında bulunduğu Demokratik Suriye Meclisinin (DSM) bir bakıma güç gösterisiydi, mesaj içerikliydi!

ABD/İsrail kuklası PKK/PYD’nin yönettiği Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi (KDSÖY) Suriye'nin bölünmesini sürekli hale getirmeye çalışan bir oluşum. KDSÖY ile yerel halk arasındaki gerilim gün geçtikçe artıyor. Özellikle de Arap Aşiretlerin ezici çoğunluğu KDSÖY’ü istemediği gibi dayatılmasını da kabul etmiyor. Bu nedenle sürekli çatışmalar yaşanıyor.

Yazının Devamı

PKK/DEM ile Alevici tacirlerin ortaklığı

PKK ve yan kolları genelde Türkiye ve özelde ise Anadolu Alevilerine büyük zarar verdi. Alevi toplumunun içine saldıkları elemanları aracılığıyla Alevilerimizin birliğini ve dirliğini zedelediler. 1990’lara kadar şu veya bu şekilde bütünlüğünü koruyan Aleviler Almanya ve diğer AB devletlerinde örgütlenen bölücü ve sahte solcuların istilasına uğradı. Şu anda Türkiye’de ve yurt dışında Aleviler adına ortaya çıkan oluşumların büyük bir kısmının başındakilerin siciline bakıldığında çoğunluğunu Alevi inancını benimsemeyen inançsızların oluşturduğunu görürsünüz. Yıllarca açıkça dinsiz olduklarını her fırsatta dile getiren sol maskeli bu kesimlerin yeni geçim kapısına kapılandıklarını söylersek hiç de abartmamış oluruz.

Dev-Yol’dan TKP(M-L)’nin her bölünmüş kanadına, MLKP’den DHKP/C’sine kadar ipini koparan zaman içinde hidayete ererek bir numaralı Alevici kesildiler! Alevilerimizin karşısında Alevilerin haklarını savunanlar değil PKK ve Sahte Sol’un tezgâhından geçmiş tecrübeli kadrolar duruyor. Bazı Alevi maskeli kuruluşların eylem ve söylemleri tipik bir illegal örgüte benzer. Bazılarının dernek lokaline bakıldığında duvarlarında neredeyse Alevilik dışında her şey asılı! CHP dâhil PKK/DEM ile işbirliği ve destekçiliği amaç edinenler Aleviliği iğdiş etme çabasında olanlarla birliktedir. Çünkü onlar ülkesini savunan, birlik ve kardeşliği öne çıkaran Alevi kuruluşlarını istemezler.

Emperyalist merkezli Alisiz Alevilik, İslam dışı Alevilik, Alevilik dini projesi başta Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) olmak üzere ülkemiz içinde de karşılık buldu. Bu projelerin asıl sahipleri AABK gibi PKK/DEM kuyrukçusu tacirler değil emperyalist merkezlerdir. Alevilerimizin hiçbir talebi olmadığı halde yeni bir uyduruk din dayatılmaktadır. Alevilerimizin içinden geçmişten beri “biz Alevi dinindeniz” diyen tek bir kişiye rastlanmadı, rastlanamaz. Bu gerçekliğe rağmen Alevilerimize yönelik çirkin girişimler durmak bilmiyor.

Yazının Devamı

PKK Irak'ın kuzeyinde KDP ile gerginliği artırıyor

Türkiye-Irak ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) yakınlaşması başta PKK olmak üzere Kürdistan Yurtseverler Birliği’ni (KYB) korkuya boğdu. Olası bir operasyonun PKK açısından büyük kayıplara neden olmasının yanı sıra PYD/YPG üzerindeki otoritesinin zayıflamasını da getirecektir.

PKK medyası son günlerde KDP’ye yönelik dilini sertleştirdi, tehditlerin dozunu arttırdı. En son PKK Merkez Komite Üyesi Türk kökenli Helin Ümit kod adlı Nilüfer Çoban MedyaHaber’e konuştu. Helin Ümit, ““KDP, Kürt değil, Kürt gladyosu gibi bir şeydir, Türkler tarafından kullanıyorlar” dedi. Konuşması baştan sona KDP ve ona bağlı peşmergeleri kışkırtmaya yönelikti. Daha öncede Mustafa Karasu ile Duran Kalkan defalarca KDP’yi işbirlikçi ve Kürt davasına ihanet eden örgüt olarak değerlendirmişti.

Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan’ın Bağdat ve Erbil’in ardından KDP’nin lideri Mesut Barzani ile görüşmesi PKK cenahında infiale yol açtı. Çünkü bu görüşmelerin ana maddesini bölgede kalıcı bir barışın sağlanması için PKK terörünün bitirilmesi oluşturuyordu. Kuzeyden TSK ve güneyden Irak Ordusu, Haşdi Şabi ve Peşmerge’nin ortak harekâtı PKK’nin bir daha aynı güce ulaşamayacağı bir konuma sokacaktır. O nedenle PKK harekete geçerek KDP ile çatışma ortamı yaratarak olası ortak operasyonu ötelemeye, zaman kazanmaya çalışıyor. KDP ile girişeceği bir silahlı çatışmanın sonuçlarını tahmin etmek güç değil. Böylesi bir durumda Irak ordusunun ve Haşdi Şabi’nin kayıtsız kalması düşünülemez.

Yazının Devamı

PKK/DEM'in Pirus zaferi

31 Mart yerel seçimlerinin genel bir değerlendirmesini yapmıyoruz. Zaten yeterince yapılıyor ve yapılmaya da devam edilecek. PKK/DEM’in Doğu ve Güneydoğu'da yeniden bazı illeri kazanmasının olası sonuçlarına kısaca değineceğiz.

PKK ülkemiz sathında hem legal ve hem de illegal olarak faaliyetlerine devam ediyor. Bu olguyu diğer destekçileri saymazsak AKP ile CHP bilinçli olarak görmezden geliyor. Türkiye terör belasının üzerine silahlı müdahalede bulunurken, PKK’nin legal kanadı DEM ve DBP aktif olarak parlamento başta olmak üzere her alanda boy gösteriyor. Eğer siz bir melanetin kökünü kazımak istiyorsanız o melaneti kökten halletmeniz gerekir. Bir yandan terör örgütünü lanetlerken, diğer yandan yasal olarak kurulmuştur teranesinin ardına sığınarak DEM/DBP’ni meşru göremezsiniz!  Bu riyakârlığa bir son vermek lazım gelir.

1 Nisan sabahından itibaren PKK medyası yüksek perdeden atmaya başladı! DEM’in başarısını kutlarken “Kürdistanda” ve Türkiye'de mücadele bayrağının daha da yükseltileceğini, “Kürdün iradi birliğinin temsilcisi PKK’nin süreçten güçlenerek çıktığını” örgütün yetkili ağızlarından duyurdu.

Yazının Devamı